PANİK ATAKLAR ve PANİK BOZUKLUĞU

PANİK BOZUKLUĞU
NEDİR?


Yaşadığımız çağı “Anksiyete Çağı”, yüzyılın hastalığını da “Panik Bozukluk” olarak belirtmek son derece yerinde olacaktır. Çok sayıda bireyin sahip olduğu bu rahatsızlık, halk arasında yayılan çeşitli yanlış bilgiler ile karmaşık bir hal almaktadır. Bir ruh hastalığı olan Panik Bozukluk, halk arasında daha çok Panik Atak ile aynı anlamda değerlendiriliyor. Oysaki bu iki kavram birbiriyle ilişkili olmakla birlikte, farklı anlamlara sahiptirler. Bu sebeple, öncelikle Panik Atak nedir, panik bozukluk nedir, bu tanımlamaları yapmak gerekir. Panik Atak, hastalığın zaman zaman baş gösteren atakları olarak tanımlanabilirken, Panik Bozukluk ise genel bir tanım ile panik atak ve birlikte seyreden beklenti anksiyetesi anlamına gelmektedir. Bu bağlamda tanımlanması gereken Beklenti Anksiyetesi ise, panik atak beklentisi içerisine giren bireyin, bu kaygı ile birlikte panik atak yaşama durumudur.

Panik Bozukluğu Hastalığı, bireyleri ciddi bir sıkıntının içine sokan önemli bir rahatsızlıktır. Hastalık sahiplerinin, ölüm, kalp krizi korkusu, çıldırma ve kontrolünü kaybetme endişesi anksiyete belirtileri olarak adlandırılan belirtilerdir. Diğer taraftan, Panik Bozukluğu Hastalığı olanlarda, baş dönmesi, bayılacakmış gibi olma, boğulma hissi, nefes darlığı, göğüste sıkıntı, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi fiziksel belirtilerde seyreder. En çok dikkat edilmesi gereken belirti ise hipertansiyondur. Panik Atak sırasında, damarlarda büzüşme ve kalpte hızlanma sebebi ile sürekli yükselip düşen tansiyon, uzmanları da yanlış teşhise yöneltmektedir.

Panik Bozukluk sebebi ile yaşanan tüm bu durumlar, hastanın hipertansiyon teşhisinin ardından, fiziksel belirtilere odaklanarak, beyin kanaması korkusu yaşamasına sebep olmaktadır. Ancak yapılan fiziksel kontrollerin ardından bulgu elde edilemeyerek hastanın psikiyatri servisine yönlendirilmesi ile durum ortaya çıkabilmektedir. Psikiyatrik muayeneden sonra, hastaya Panik Bozukluk teşhisi konduğu takdirde, öncelikle hipertansiyon ilacından uzaklaşılmaktadır ve Panik Bozukluk tedavisi için harekete geçilmektedir. Çünkü hipertansiyon ayrıca ortaya çıkmış olan bir rahatsızlık değil, panik bozukluğun sebep olduğu geçici bir rahatsızlıktır.

Daha çok 17 – 30 yaş aralığında ortaya çıkan Panik Bozukluğu Hastalığı, erkeklere oranla, kadınlarda daha fazla görülmektedir. Panik Bozukluk sebebi ile ortaya çıkan Panik Atak Krizi ise ortaya çıkma konusunda farklılıklar göstermektedir. Beklenmedik bir şekilde sebepsiz ortaya çıkabileceği gibi, durumsal yatkınlık gösteren yani belli bir durum karşısında ortaya çıkan Panik Atak Krizi de görülebilmektedir. Diğer taraftan durumsal bir uyaranla da meydana gelebilmektedir. Bu sebeple, hastanın sürekli takibi ve detaylı bir inceleme ile teşhis konulmalı ve uygun şekilde tedavi sürecine başlanılması gerekmektedir. Psikoterapi süreci, panik bozukluğunun gerekçelerini oluşturan psikolojik etkenlerini ortadan kaldırarak kalıcı iyileşmeyi sağlar.

Panik Bozukluğu; ölüm, kalp krizi korkusu, çıldırma ve kontrolünü kaybetme endişesi gibi anksiyete belirtileri ile birlikte, baş dönmesi, bayılacakmış gibi olma, boğulma hissi, nefes darlığı, göğüste sıkıntı, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi fiziksel belirtilerle seyreden klinik bir tablodur.


PANİK BOZUKLUĞUNUN
BELİRTİLERİ NELERDİR?


Panik Bozukluk, herkeste farklı olabilen pek çok belirti göstermektedir. Bazı hastalarda belirtilerin tamamı görülebilirken bazılarında küçük bir kısmı gözlenebilir. Bu belirtileri iki grup adı altında incelemek daha doğru olacaktır. Panik Bozukluğu hastalığı, fiziksel ve ruhsal olmak üzere iki tür belirti göstermektedir.

Fiziksel Belirtiler;

  • Kalp çarpıntısı
  • Göğüste ağırlık hissi
  • Nefes darlığı
  • Göğüste basınç ve ağrı hissi
  • Baş dönmesi, düşecekmiş gibi olma veya vücutta denge sorunu
  • Boğulma hissi
  • Göz kararması
  • Yüksek Tansiyon
  • Vücut ısısındaki artış ya da azalış, özellikle kulak ve yanaklarda hissedilen ısı
  • Vücutta yoğun titreme
  • Avuçlarda terleme
  • Mideye bir şey çöküyor hissi
  • Bulantı ve ishal
  • Ağızda kuruluk
  • Boğazda yumruk hissi
  • Gerçek olmayan hisler etkisi altına girme
  • Net düşüncenin ortadan kalkması
  • kısmen felç hissi

Panik Bozukluğun Belirtileri Nelerdir?

Bu tip fiziksel belirtilerin yanında ruhsal olarak gözlenen belirtiler de mevcuttur. Bunlar genellikle ölüm korkusu çevresinde dönen ruhsal belirtilerdir. Ruhsal belirtileri de hastaların şu söylemleri ile anlamak mümkündür;

  • Ölüyorum
  • Kalp krizi geçiriyorum
  • Kontrolümü kaybediyorum
  • Aklımı kaçıracağım
  • Nefes alamayıp, öleceğim
  • Tansiyonum yükseldi, beyin kanaması geçirip öleceğim

Bu söylemler genellikle, o anda ortaya çıkan fiziksel etkilerin, ölüme sebebiyet vereceği korku sonucu ortaya çıkmaktadır. Tansiyonunun o an için yükseldiğini bilen hasta bu sebeple öleceği inancıyla paniğe kapılmaktadır. Doğrudan Panik Atak belirtileri içerisinde sayılamasa da büyük oranda hastalık ile birlikte seyreden Agorafobi, Panik Bozukluk rahatsızlığı olanların büyük bir bölümünde kaçınma davranışları ile kendini göstermektedir. Hastaların alışveriş merkezleri, kalabalık caddeler, metro otobüs gibi kalabalık toplu taşıma araçları, uçak yolculuğu, vapur gibi yerlerde bulunmaktan kaçınması ve hastaneye gitmekten de kaçınarak tansiyon ölçtürme gibi işlemleri yaptırmak istememesi, Agorafobinin yansıması olan davranışlardır. Bu tip yerlerde bulunulduğu sırada Panik Atak belirtileri ortaya çıkmaya başlayabilir ve hasta bu durumu kontrol edemeyebilir. Dolayısıyla Agorafobi de Panik Atak belirtileri kapsamında değerlendirilebilecek olan bir rahatsızlıktır.


PANİK ATAK
AGORAFOBİ İLİŞKİSİ


Çoğu vakada Panik Atak belirtileri arasında gösterilen Agorafobi, pek çok hastada Panik Bozukluğu Hastalığı ile birlikte seyretmektedir. Bu sebeple iki rahatsızlık arasındaki ilişki son derece birbirine bağlı bir haldedir. Diğer tarafta Agorafobi belirtisi görülmeyen Panik Atak hastaları da mevcuttur. Bu sebeple Agorafobi bir Panik Atak ya da Panik Bozukluk tanı kriteri olarak kabul edilmemektedir. Agorafobi, hastaların Panik Atak Krizi sırasında yardım alamayacağı ya da kaçamayacağı yerlerden uzak durması şeklinde gözlenmektedir. Bu yerler daha çok alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları gibi kapalı alanlar olmakla birlikte, pazar yeri, kalabalık caddeler gibi insan sayısının çok olduğu yerlerde olabilir. Agorafobi bazı insanlarda çok üst düzeyde seyredebilir ve sosyal hayatın oldukça olumsuz bir etkilenme altına girmesine sebep olabilir. Bazı hastalarda ise sadece uçak yolculuğundan kaçınma olarak gözlenebilir.

Panik Bozukluğu Hastalığında seyreden Agorafobi, 3 tanı kriteri ile ortaya konulabilmektedir. Agorafobi, Panik Atak ile ayrı seyredebileceği gibi genellikle birlikte belirti verdiği hatta Agorafobinin bir Panik Atak belirtisi olarak ortaya çıkması sebebi ile tanı süreci çok önemlidir. Bu süreç aynı zamanda tedaviyi de belirlemektedir. Hem tedavi şekli hem de tedavi süreci, Agorafobi varlığı ve hangi ölçüt çerçevesinde değerlendirildiğine göre şekil almaktadır. Bu sebeple, tanı sürecinin hassasiyetle gerçekleşmesi gerekmektedir.

Agorafobi ile birlikte seyretme, Panik Bozukluk tedavisi için olumsuz ve tedavi süresini uzatan bir durum olarak görülmekle birlikte, tedavi süreci ile agorafobi kısa sürede tedavi edilebildiğinden, panik bozukluğunun tedavi sürecini kolaylaştırıp, hızlandırabileceğini de kabul etmek gerekmektedir. Yunanca kökenli olan ve “toplanma yeri” gibi bir anlama sahip olan agora, bu rahatsızlığın tanımında bir karmaşaya sebep olmuşsa da bugün kabul gören şekli ile kalabalık yerlerden kaçınma şeklinde ifade edilmektedir. Bu sebeple, ev ortamını, alıştığı ortamı benimseyen hasta, yabancı ve kalabalık ortamlarda rahatsızlık, güvensizlik hissi içerisine girmektedir. Ancak duruma bağlı bir sorun olarak ortaya çıkmasından dolayı agorafobi kolay ve hızlı bir şekilde tedavi edilebilmektedir.

Agorafobi ile birlikte seyretme, Panik Bozukluk tedavisi için olumsuz ve tedavi süresini uzatan bir durum olarak görülmekle birlikte, tedavi süreci ile agorafobi kısa sürede tedavi edilebildiğinden, panik bozukluğunun tedavi sürecini kolaylaştırıp, hızlandırabileceğini de kabul etmek gerekmektedir.


PANİK BOZUKLUĞU
NASIL OLUŞUR?


Bu soruya net bir cevap vermek mümkün değil ne yazık ki. Gerçek ve tek bir neden ile açıklanamasa da çeşitli teoriler ile hastalığın tedavi süreci hızlandırılmaya çalışılmaktadır. Panik Atağa sebep olan faktörler, kısaca biyopsikososyal olarak adlandırılmaktadır. Psikanalitik Görüşe göre, Panik Atak Krizleri, anksiyete uyarıcı dürtüler karşısında başarısız bir savunma sonucu ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan psikiyatrik rahatsızlıklar ile birlikte seyrettiğinde, aynı sebebe dayandıkları da anlaşılabilir. Diğer taraftan yapılan araştırmalar gösteriyor ki, genetik yapı da panik atak ile ilişkilendirilebilir. Çeşitli araştırmalar sonucu, ikizler üzerinde yapılan çalışmalar ile panik bozukluğun genetik yatkınlığı konusunda az da olsa bir bağlantı kurulabilmektedir.

Panik Atak nedenlerine dair çok fazla veri bulunuyor ancak maalesef tek bir neden belirtilemiyor. Bu nedenlerden biri de, olumsuz öğrenmenin oluşturduğu yanlış uyaranlardır. Bu şekilde kişi, yanlış uyaranlar ile olumsuz düşünce ve duyguların etkisi altına girmektedir. Bu noktada ise öğrenilmiş çaresizlik, Panik Bozukluğu Hastalığı tedavi sürecini engelleyen büyük bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Panik Bozukluk sırasında gözlenen öğrenilmiş çaresizlik, hastanın sürekli olarak kaygı, korku ve endişe içerisinde olmasına sebep olmaktadır. Son olarak Panik Atak nedenlerinde en dikkat çeken etkenden bahsetmek gerekirse, erken yaşam olayları insan yaşamını etkileyen önemli olaylardır.

“Panik Bozukluğu Nasıl Ortaya Çıkar?” sorusunun da bir cevabı olan erken yaşam olayları, genç yaşlarda ebeveyn kaybı, cinsel taciz ve tecavüz, fiziksel kötü davranışlar gibi olaylar olabilmekle birlikte, çalışmalarımız, travmatik ya da gecikmiş doğum süreci, hamilelik döneminde annenin yaşadığı travmalar, depresif duygular ile bebeklik dönemlerinde anneden ayrılma, diğer aile üyeleri ve bakıcılar tarafından büyütülmenin, panik bozukluğunun en önemli nedenleri olduğunu gösteriyor. Modern çağın çaresiz hastalığı stres ise pek çok hastanın, bu hastalığa yakalanmadan önce baş ettiği bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Yoğun stres etkisi altında kalan kişilerde Panik Atak Krizi yaşanma oranının yüksek olması, stresli yaşamı da hastalığın nedenleri arasına almaktadır. Yapılan bazı bilimsel araştırmalar da bu durumun, hasta beyanından öte bir kanıt ile ortaya konmasını sağlamıştır. Bu araştırmalara göre Panik Bozukluğu Hastalığı sahipleri üzerindeki incelemeler gösteriyor ki, hastaların yaklaşık olarak 2/3 ‘ünde hastalık öncesindeki 6 ay içerisinde yoğun bir stres etkisi altında kalınmış. Bu durum hem stresli yaşamın zararlarını gözler önüne sermektedir, hem de Panik Atak Krizi sebepleri arasındaki yerini ortaya koymaktadır.

left...çalışmalarımız, travmatik ya da gecikmiş doğum süreci, hamilelik döneminde annenin yaşadığı travmalar, depresif duygular ile bebeklik dönemlerinde anneden ayrılma, diğer aile üyeleri ve bakıcılar tarafından büyütülmenin, panik bozukluğunun en önemli nedenleri olduğunu gösteriyor.


AGORAFOBİ
TANI ÖLÇÜTLERİ


Agorafobi tanı ölçütleri, hem Agorafobinin ortadan kaldırılması hem de Panik Bozukluk tedavisi için çok önemli bir süreçtir. Bu sayede, hastalığın seyri ve detayları hakkında bilgi edinilip, tedavi şekli ortaya konmaktadır. Agorafobinin seviyesinin tespitine göre de tedavi süreci uzayıp kısalmaktadır. Agorafobi tanı ölçütlerinden bahsetmek gerekirse, ilki beklenmedik ya da durumsal yatkınlık gösteren Panik Atak ile alakalıdır. Atak sırasında yardım alamayacağı ya da kaçamayacağı hissine kapılan hasta bu tip yerlerden kaçınma halindedir. Anksiyete duyduğu yerlerde bulunmama çabası gösteren hasta, tek başına evinin dışında bulunmaktan, kalabalık bir yerde bulunmaktan, sıra beklemekten ve köprü, otobüs ve tren gibi yerlerden korkmaktadır.

İkinci tanı ölçütü ise aslında daha hafif olarak adlandırılabilecek olan grubu ortaya koymaktadır. Bu grupta yer alan hastalar, rahatsızlık hissi veren benzer yerlerden kaçınma ya da bu sıkıntıya katlanma davranışı gösterirler. Diğer bir davranış ise sürekli kendilerine eşlik eden birine gereksinim duyulması şeklinde gözlenir. Tanıdığı birinin yanında bulunmasından güç alan Panik Bozukluğu hastalığı sahibi, bahri geçen alanlarda hissettiği sıkıntıyı bastırarak katlanma davranışı gösterebilmektedir. Bu sebeple daha düşük seviyede bir rahatsızlık olduğu söylenebilir.

Agorafobi tanı ölçütlerinin sonuncusu ise oldukça şiddetli belirtileri kapsamaktadır. Bu grupta anksiyete ve fobik kaçınma had safhadadır. Utanma gibi davranışlar ile kendini gösteren sosyal fobi, toplumsal durumlardan kaçınmayı doğurmaktadır. Özgül fobi olarak adlandırılan örneğin asansör korkusu gibi tek bir korkuya sahip olma durumu, agorafobi tanı ölçütlerinden biridir. Diğer bir ölçüt, farklı bir hastalık gibi görünen Obsesif Kompulsiftir. Yani bulaşma ile ilgili bir endişe sonucu kir ve pislikten kaçınma, aşırı titizlik ile kendini gösteren davranışlardır. Ağır bir stres ya da travma sonrası bozukluk ya da ayrılma anksiyete bozukluğu yine Agorafobi tanı ölçütleri arasında yer alır. Bu grupta ele alınan bu ölçütlere, evden ve akrabalarından ayrılmadan kaçınmayı da eklemek mümkündür. Görüldüğü gibi, bu tip rahatsızlıklarda net bir tanı ortaya koymak da son derece zordur. Tanı ölçütleri ile hastanın detaylı bir incelemeye alınması gerekmektedir. Bunun sonucunda bir tanı ve tedavi öngörülebilir.

Agorafobi tanı ölçütlerinden bahsetmek gerekirse, ilki beklenmedik ya da durumsal yatkınlık gösteren Panik Atak ile alakalıdır. Atak sırasında yardım alamayacağı ya da kaçamayacağı hissine kapılan hasta bu tip yerlerden kaçınma halindedir.


PANİK ATAKLARDA
BEKLENTİ ANKSİYETESİ


Beklenti Anksiyetesi, ilk Panik Atak Krizi sonrasında hastanın tanıştığı bir kavramdır. İlk kez Panik Atak Krizi yaşayan hasta hastaneye başvurduktan sonra yeniden atak geleceğine dair beklenti ve kaygı içerisindedir. Bu gergin bekleyiş, Beklenti Anksiyetesi olarak tanımlanmaktadır. Hastalar, ilk atağın ardından ortaya çıkabilecek sonuçlara dair büyük bir korku hissederken, yeni bir atak ile birlikte başına gelebileceklerin endişesini yaşamaktadır. Bu endişe ise Panik Atak Krizi tetikleyicisi olabilmekte ve yeni bir atağı ortaya çıkarabilmektedir. Bu beklentinin kontrolsüz bir şekilde ortaya çıkması ve kontrol edilememesi Anksiyete bozukluğu anlamına gelir ve yeni atakların sürekli tetikleyicisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Anksiyete bozukluğu kapsamında değerlendirilen Beklenti Anksiyetesi, üç öğeye ayrılarak incelenebilir. Birincisi, hastanın ilk atağın artından yeni bir Panik Atak Krizi geçireceğine dair korkusudur. Bu korku, endişeli bir bekleyiş ve yoğun olumsuz düşünceler ile birlikte seyretmektedir. İkinci öğe ise, yeni atak beklentisinden öte yeni atak ile birlikte savunmasız kalma endişesidir. Üçüncü öğe de korkulu bekleyiş sırasında fiziksel belirtilere odaklanma durumudur. Hasta, hem atak sonrası mevcut bedensel belirtilerine odaklanır, hem de yeni atak ile birlikte oluşabilecek durumların endişesiniz yaşar. Örneğin bu durum, hastanın tansiyonun yükselip beyin kanaması geçirmekten korkması şeklinde olabilir. Bu öğeler, hastaların Beklenti Anksiyetesi ile yaşadığı durumları gruplandıran birer ayraç niteliğindedir.

Panik Bozukluğu Hastalığı, özellikle 18 – 25 yaş arasında ortaya çıkan ve sosyal yaşamı son derece olumsuz etkileyen bir rahatsızlıktır. Ancak sadece bununla kalmıyor, genellikle Agorafobi ve Beklenti Anksiyetesi, Panik Bozukluk ile birlikte seyrediyor. Dolayısıyla, sürekli kaygı ve endişe hisseden hastalar, sıkıntılı ve stresli bir yaşamın ortasında buluyor kendisini. Sosyal yaşamın düzene sokulabilmesi için Panik Bozukluk ile birlikte seyreden Anksiyete ve Agorafobinin tedavisi de gerekmektedir. Panik Bozukluk tedavisine ek olarak uygulanan bilişsel davranışçı psikoterapi, tam bu doğrultuda uygulanmaktadır. Anksiyetenin bedensel ve duygusal semptomları hızlı bir şekilde zayıflatılıp, ortadan kaldırılırken, beklenti anksiyetesi, zihinsel koşullanmalar ve bilişsel yapılanmalarla ilgili olduğu için tedavinin daha fazla zaman ayrılan kısmını oluşturmaktadır. Ancak yararlandığımız etkili yaklaşım ve tekniklerimizle panik bozukluğunu ve eşlik eden faktörlerini, alışılmış terapi yaklaşımlarından daha hızlı ve kolay bir şekilde iyileştirebilmekteyiz.

Beklenti anksiyetesi, zihinsel koşullanmalar ve bilişsel yapılanmalarla ilgili olduğu için tedavinin daha fazla zaman ayrılan kısmını oluşturmaktadır. .


PANİK ATAKLARDA
GENETİK FAKTÖRLER


"Panik bozukluğu nasıl ortaya çıkar?” sorusunun bir cevabı olarak biyolojik etkenler ve genetik veriler incelenmesi gereken bir konudur. Biyolojik etkenler konusunda yapılan pek çok çalışma mevcuttur ve çalışma sonuçlarında çeşitli şekillerde hastalık ve biyolojik etkenler arasında bağ kurulmuştur. Araştırma sonuçlarında elde edilen verilere göre limbik sistem, beklenti anksiyetesi üzerinde belirgin bir etkiye sahiptir. Bununla birlikte biyolojik bir etken olarak prefrontal korteks hastalarda ortaya çıkan fobik kaçınma durumunda son derece etkili olmaktadır. Bu tip araştırma sonuçları göstermektedir ki, Panik Bozukluk üzerinde biyolojik durumların büyük bir etkisi mevcuttur. Bununla birlikte Panik Bozukluk tedavisi konusunda da bu etkenlerin değerlendirilip tedavi sürecine dâhil edilmesi gerekmektedir.

Panik Bozukluk hastalarının, “Panik Bozukluğu nasıl ortaya çıkar?” sorusu karşısında yaşadığı bir endişe de genetik değerler ve bu değerlerin hastalığa etkisidir. Bu konuda yapılan çeşitli bilimsel araştırmalar, ilginç verileri ortaya koymuştur. Verilere göre genetik yatkınlık, bu konuda temel kabul edilen çevresel koşullar ile genetik yatkınlığın bir etkileşimi olarak ortaya çıkmakta ve Panik Bozukluğu nedeni olabilmektedir. Bu sav, ikizler üzerinde yapılan araştırmalar ile de panik bozukluğun genetik faktörler ile ilişkisi noktasında desteklenmiştir. Yapılan bir aile araştırması, ilginç veriler ortaya koymuştur. Bu araştırmaya göre 4 kardeşten 3’ü belli yaşlarda panik atak krizi yaşamıştır. Bu kardeşlerden ikisi 18 yaş ve civarı dönemde panik atak krizi yaşarken, panik atak krizi yaşayan üçüncü kardeş farklı bir yaş döneminde bu rahatsızlık ile karşılaşmıştır. 38 yaşından sonra olsa da bu rahatsızlık ile karşılaşmıştır. Panik Bozukluk sahibi olan üç kardeşten birinde Panik Bozukluk Agorafobi ile birlikte seyrederken, diğerlerinin Agorafobi olmadan sadece Panik Atak yaşadığı tespit edilmiştir. Ayrıca anne ve baba üzerinde yapılan araştırma sonucunda da annenin genel anksiyete bozukluğu yaşadığı ortaya çıkmıştır.

Böyle kısa bir bilimsel araştırma dahi gösteriyor ki, genetik bağlar, hastalığın taşınması ve yaşanması üzerinde çeşitli etkilere sebep olmaktadır. Çevresel etkenler ile birlikte atağa geçen genetik yatkınlık, aile bireylerinde Panik Bozukluğu hastalığı oluşması için uygun şartların tamamlanması anlamına geliyor. Şüphesiz ki panik bozukluk belirtileri de nedenleri de çeşitli etkenlere bağlı olarak farklılık göstermektedir. Ancak nedenler arasında genetik verilerin yadsınamaz olduğu da bir gerçektir. Aile geçmişinde bu rahatsızlık mevcut olanlar, Panik Bozukluk dışında Anksiyete bozukluğu ya da Aforafobi olanlar, kendilerinde de genetik yatkınlık olabileceği ihtimalini akıllarında bulundurmalılar. Çevre koşullarına müdahale ederek, panik bozukluğa mahal vermemek, bu yatkınlığın ortaya çıkmasına engel olabilir. Sağlıklı ve sorunsuz bir yaşam sürmek için, genetik yatkınlıkları ortaya çıkarmayacak çevresel koşulları oluşturmak çok önemlidir.

Çevresel etkenler ile birlikte atağa geçen genetik yatkınlık, aile bireylerinde Panik Bozukluğu hastalığı oluşması için uygun şartların tamamlanması anlamına geliyor. Şüphesiz ki panik bozukluk belirtileri de nedenleri de çeşitli etkenlere bağlı olarak farklılık göstermektedir.


PANİK ATAKLARDA
HASTALIĞIN SEYRİ


Hastalığın seyrine gelmeden önce yaşanan ilk Panik Atak Krizi hakkında bilinmesi gerekenler var. Öncelikle bunun bir panik atak krizi olduğunun farkına bile varamayabilirsiniz. Ancak hastaneye müracaat etme zorunluluğu hissetmeniz muhtemeldir. Burada durumunuzu öğrendikten sonra, beklenti anksiyetesi içerisine girebilir ve yeni panik atak krizi yaşamanızı istemsiz bir şekilde tetikleyebilirsiniz. Bu noktadan sonra ise hastalığın seyri genel olarak çeşitli etkenler ile şekillenmeye başlayacaktır. Hastanın tedaviye olan uyumu, ilaç ve psikoterapi seçimleri en önemli hastalık seyri belirleyici etkenlerdir. Diğer yardımcı tedavi seçenekleri de faydalanma amaçlı tercih ediliyorsa, bunlarda hastalığın seyrinde olumlu ya da olumsuz çeşitli etkiler yaratabilmektedir. Tüm bunların sonucunda, Panik Bozukluğu hastalığı seyri belirlenmektedir.

Panik Bozukluğu hastalığında genellikle başlangıç yaşı 16 ile 25 yaş arası bir dönem olmak ile birlikte, bu yaşların sonrasında da ortaya çıkabilmektedir. Hatta çok nadir olarak görülse bile 16 yaş öncesinde yani çocukluk döneminde ve 45 yaş sonrasında da hastalığın başladığı örneklere rastlanmaktadır. Ayrıca sadece bir dönemde yaşanıp tedavi edilen bir rahatsızlık değildir. Farklı dönemlerde tekrar edebileceği gibi, süreklilik de gösterebilmektedir. Hastalığın seyrinde önemli bir etken olan Agorafobi, hastalığın şiddeti konusunda belirleyici olabilmektedir. Agorafobi ile birlikte seyreden Panik Bozukluk, kaçınma davranışları gözleneceğinden daha şiddetli seyretmektedir ve tedavi süreci de daha uzun sürebilmektedir. Pek çok etken ile birlikte şekillenen bu psikiyatrik hastalığın seyri sırasında, Agorafobinin sebep olduğu kaçınma davranışları ortadan kalksa bile panik ataklar devam etmektedir.

Panik Bozukluk, ne yazık ki hastanın günlük yaşamında büyük etkilere sebep olmaktadır. Hastalığın gelişimi ile birlikte, hastanın yaşam kalitesi düşmeye başlar. Hasta duygu, düşünce ve davranışlarında birçok olumsuzluk ile karşı karşıya kalır. Tüm bunlara bağlı olarak da hastanın mali durumu, aile ilişkileri ve iş yaşamı üzerinde de olumsuz etkiler gözlenir. Hastanın yaşam kalitesinde yaşanan bozukluk, gün geçtikçe toplumsal ilişkilerini daha fazla etkilemeye başlar. Üst üste gelen sıkıntılar, hastanın psikolojik olarak hissettiği baskıyı arttıracağından, hastalığın ilerlediği bir döngü içerisine girilir. Bu durumda uygun tedavi yöntemlerinin uygulanmaya başlanması son derece önemlidir. Tedavi sonrasında büyük oranda iyileşme sağlanabiliyor olması ise hastalar için harika bir durumdur. Ne yazık ki tedavinin mümkün olmasına karşın, hastanın ilerleyen yaşlarında Panik Bozukluğu hastalığı ile tekrar karşılaşma ihtimali de çok yüksek olmaktadır.


PANİK BOZUKLUĞUNUN
VE PANİK ATAKLARIN TEDAVİSİ


Panik Bozukluğu kısa sürede ve kalıcı olarak iyileştirilebilen bir psikolojik sorundur. Eşlik eden psikiyatrik bozuklukların bulunup bulunmaması tedavi sürecini etkiler. Panik bozukluğunun tedavisinde ve kalıcı çözümünde insanın üç farklı boyutu esas alınır :

  • Fiziksel boyut (duyumlar)
  • Zihinsel boyut (düşünceler)
  • Davranışsal boyut (davranışlar)

Bu üç farklı boyutta temel olarak üç aşamalı bir tedavi süreci esastır :

  • Panik atakların durdurulması
  • Beklenti anksiyetesinin giderilmesi
  • Panik ataklara bağlı olarak ortaya çıkan agorafobi ve diğer kaçınmalarla, davranış değişikliklerinin düzeltilmesi.

Bu üç aşama ile ilgili çalışmalar, farklı yaklaşımlarca farklı şekillerde ele alınır. Belli başlı tedavi yaklaşımlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Farmokolojik (ilaçla) Tedavi : Panik bozukluğunun ilaçla ttedavisinde, antidepresanlar, anksiyatörler kullanılmaktadır.

Davranışçı yaklaşımlar : Önceden belirlenmiş sınırlı hedefler doğrultusunda, hastanın kaçındığı yer ve durumlar ile, aşamalı olarak tekrar tekrar karşılaştırılmasını içeren \"üzerine gitme\" ve \"duyarsızlaştırma\" eğitimleri. Böylece, kaçınılan yer ve durumlar karşısında yaşadığı anksiyete ve korkulara karşı duyarsızlaştırılmaya çalışılır.

Bilişsel yaklaşımlar : Hastanın fark edemediği nedenlerle ortaya çıkan çarpıntı, terleme, nefes alamama, baş dönmesi, vb. panik atağının bedensel belirtilerinin, kalp krizi geçirerek öleceği, felç geçireceği ya da çıldıracağı şeklindeki gerçekçi olmayan inanışların, felaket beklentilerine dönüşmüş yanlış yorumların giderilmesine çalışılır. hastalık ve hastalığın işleyiş süreçleri üzerinde bilgilenmek esastır.

Bilişsel-Davranışçı yaklaşımlar : Hem davranışçı hem de bilişsel yaklaşımların bir sentezi şeklinde ortaya çıkan bir yaklaşımdır.

Psikodinamik yaklaşımlar : Daha çok psikodinamik süreçlere ağılık vererek, bu süreçleri aydınlatıp açığa çıkartarak panik bozukluğunu tedavi etmeye çalışır.

Panik bozukluğunun tedavisinde, klasik tedavi yaklaşımları içinde ya da yanında,

  • Hipnoterapi (Hipnoz),

  • Regresyon Terapisi
  • Psişik ve Duygusal Arınma Teknikleri
  • Nefes alma ve Gevşeme teknikleri,
  • Katatonik Görüntü Yaşantısı, Yönlendirilmiş İmgeleme çalışmaları,
  • Emotional Freedom Techniques (EFT)
  • EMDR

gibi yaklaşım ve teknikler de etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Kurumumuzda özellikle regresyon terapisi ve Psişik-Duygusal Arınma Tekniklerinden yararlandığımız kısa süreli çözüme yönelik terapilerle panik atak sorunları, anksiyete bozukluğu ile eşlik eden psikolojik sorunlar kalıcı ve kesin bir şekilde hayatınızdan çıkartılmaktadır. Etkili tekniklerimizin sonuçları ilk çalışmadan itibaren belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Kurumumuzda, bilişsel-davranışçı yaklaşımlarla birlikte özellikle regresyon terapisi ve Psişik-Duygusal Arınma Tekniklerinden yararlandığımız kısa süreli çözüme yönelik terapilerle panik atak sorunları, anksiyete bozukluğu ile eşlik eden psikolojik sorunlar kalıcı, kesin ve ilk çalışmadan itibaren sonuçlarını görebileceğiniz bir şekilde hayatınızdan çıkartılmaktadır.


×
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabilirim?
Top