Çocuklarda ve Ergenlerde Uyum, Davranış Problemleri – Kaynak Psikoterapi

Çocuklarda ve Ergenlerde Uyum Problemleri

Gelişim evrelerinin getirdiği doğal zorlanmalara yakın çevrenin olumsuz etkileri katıldığında, çocukta bunlara tepki olarak çoğunlukla duygusal düzeyde bozukluklar görülebilir. Bu olumsuz tepkilere “uyum ve davranış̧ bozuklukları” denir. Bu ana başlık altında, parmak emme, tırnak yeme, altını ıslatma gibi alışkanlık bozukluklarından, suçluluk olarak tanımlanan anti sosyal davranışa kadar uzanan uyum güçlükleri toplanabilir.

Uyum ve davranış̧ bozuklukları, çocuğun çeşitli ruhsal ve bedensel nedenlere bağlı olarak, iç çatışmalarını davranışına aktarması sonucu ortaya çıkar. Başka bir deyişle, bu çocukların çevreleriyle ilişkileri sürekli olarak gergin ve sürtüşmelidir. Sürekli hırçınlık, sinirlilik, geçimsizlik, kavgacılık, okuldan kaçma, çalma, yangın çıkarma, sürekli başkaldırma ve kuralları çiğneme gibi belirtiler bu kümede toplanır.

İçsel Davranışlar: Utangaçlık, içe kapanma, aşağılık duygusu, düşük kişisel farkındalık, aşırı duyarlılık, korku duyma, kaygılı olma, gruplara katılmaktan sakınma, üzgün olma, huysuzluk, alınganlık, ilgisizlik, kafası meşgul olma, dikkatsizlik.

Dışsal Davranışlar: Meydan okuma, söz dinlememe, saldırganlık (eşya ve insanlara karsı), aşırı ilgi çekme beklentisi, küfürlü konuşma, güvensizlik, başkalarını suçlama, yıkıcılık, zarar vericilik, hiperaktiflik, öfke nöbetleri geçirme, kıskançlık gibi davranışlardan oluşur.

Her çocuğun, karşılaştığı zorluklarla bas edebilme düzeyleri birbirlerinden farklıdır. Çocuğun sorunları çözmede başarılı ya da başarısız olması onun yaşadığı dünyaya ve kendisine bakış açısını etkiler. Davranış bozukluğu çocuk ve ergen ruh sağlığında görülen önemli sorunların başında gelmektedir. Psikososyal gelişim açsından yaşamın en önemli dönemlerini kapsayan bu yıllarda bu sorunun iyileştirilmesinde ailelerin, eğitimcilerin, okuldaki rehberlik birimlerinin ve uzmanların aralarında işbirliğinin sağlandığı çok yönlü yaklaşım önemlidir.

Çocuklar her yeni gelişim dönemine geçtiklerinde yeni beceriler kazanırlar. Çocuğun edindiği her yeni beceri beraberinde çözülmesi gereken bir sorunu da getirir. Gelişim dönemlerinde karşılaşılan sorunlar olağan ve geçicidir, ancak çocuk bu dönemlerde çevresindeki yetişkinlerin yanlış tutumlarına maruz kalırsa veya sorunlarını çözerken engellemelerle karşılaşırsa, dönemsel diye nitelenen bu sorunların çözümü yeni gelişim dönemlerine ve çocuğun ileriki yaşlarına ertelenir. Bu durumlarda ortaya çıkan sorunlar uyum ve davranış bozuklukları olarak adlandırılır.

Örneğin, çocuk, sosyal-duygusal gelişimi gereği yaşıtlarıyla oyun oynaması gereken bir yaşta, sürekli yalnız kaldıysa, ileride içine kapanık bir çocuk ve yetişkin olabilir. Çocuk gelişimsel olarak kendi kendine üstünü giyinme ve yemek yeme davranışlarını yapabilecek becerilere sahipken, aile tarafından sürekli bu becerilerini sergilemesi engellenirse, bu alandaki gelişimini fark etmesi ileriki yaşlara kalacağı için yeni gelişim dönemlerinde ortaya çıkacak sorunlarla başetmesi güçleşecektir. Baskıcı aşırı disiplinli, aşırı koruyucu, alaycı, aşağılayıcı aile tutumları da uyum ve davranış bozukluklarına yol açar. Uyum ve davranış bozuklukları yalnızca ailenin yanlış tutumlarına bağlı olarak değil, çevresel faktörlere bağlı olarak da gelişebilir.. Yangın, deprem gibi travmatik olaylar; evdeki kavga ve huzursuzluklar, aile içi şiddet gibi aile içi sorunlar; ölüm veya boşama nedeniyle anne-babadan uzak kalma gibi kayıp ve ayrılıklar da uyum ve davranış bozukluklarına yol açan çevresel faktörlerdi.

Çocuklarda görülen uyum ve davranış bozuklukları yandaki gibi sıralanabilir:

SALDIRGANLIK

Saldırganlık, başkalarına fiziksel veya psikolojik zarar verme niyeti taşıyan tüm davranışları içerir. Çocuğun kendi akranlarına veya başkalarına yönelttiği bağırma, küfür etme, vurma, ısırma, tekmeleme, eşya fırlatma ve tükürme gibi zarar vermeyi hedefleyen davranışlarda bulunması saldırganlık olarak nitelendirilmektedir.

Nedenleri

  • Saldırgan davranışın yetişkinler tarafından ödüllendirilmesi ve pekiştirilmesi,
  • Çevresinden gerekli anlayışı, sevgiyi ve kabulü görmemesi,
  • TV, bilgisayar oyunları, kitle iletişim araçlarının olumsuz etkisi,
  • Ana-babanın aşırı otoriter ve baskıcı tutumları, katı ceza vb. sorunlar,
  • Aile içi veya çevrede gördüğü şiddet,
  • Beyinle ilgili biyolojik sorunlar ( örneğin beyin zarı iltihabı ya da zedelenmesi),
  • Ders dışı etkinliklerin ve sosyal faaliyetlerin yetersiz olması, çocuğun rahatlayabileceği, enerjisini kullanabileceği alanların sınırlı olması,
  • Duygu ve düşüncelerini rahatça ifade edemeyen özellikle öfkesini uygun şekilde yönlendiremeyen çocuklarda da saldırganlık ortaya çıkabilir.
  • Aileye öneriler

  • Anne-baba olarak çocuğunuza saldırgan model olmayın ve bu tür davranışlara tolerans göstermeyin. Bu tür davranışı kesinlikle dayakla cezalandırmayın.
  • Şiddet içerikli TV programları izletmeyin ve çocuğunuzla mümkün olduğunca çok ve kaliteli zaman geçirin.
  • Çocuk ya da siz sinirliyken onunla tartışmayın. Sakinleştikten sonra onunla yaptığı davranış hakkında konuşun, yaptığı davranışın olumsuz sonuçlarını gösterin ve saldırgan davranarak istediklerini elde edemeyeceğini ona anlatın.
  • Çocuğun sosyal gelişimine uygun sorumluluklar verin ki, başarma duygusunu yaşasın.
  • Çocuğunuz hata yapsa da ona koşulsuz sevgi gösterin; hatalarını zaman zaman affedin hatta bazen görmezden gelin.
  • Çocuğun olumlu davranışlarını ödüllendirin. Olumsuz davranışlarını ufak ise görmezden gelin, büyük ise davranışının sakıncalarını konuşun.
  • Çocuğun saldırgan davranışları, başkalarının güvenliğini ciddi derecede tehdit etmediği sürece bu davranışın üstünde durup çocuğa baskı yapmayın.
  • Çocuğa yaptığı bu davranışların dezavantajlarını gösterin. Saldırgan davranış göstererek isteklerini elde edemeyeceğini ona anlatın. Saldırgan davranışının olası sonuçları hakkında onunla konuşun.
  • Gösterdiği saldırgan davranışların yerine çocuğunuzun kullanabileceği alternatif olumlu davranışları öğretin.
  • Çocuğunuzun kendini ifade etmesine fırsat verin. Aile içinde demokratik bir düzen kurarak, çocuğunuzun bağımsızlaşma ihtiyacını desteklemeye çalışın.
  • Enerjisini atabileceği sportif faaliyetlere izin verin ve teşvik edin.
  • Kızgınlıktan kurtulması için değişik çözümler bulun. Ana-baba olarak saldırgan davranış karşısında sakin davranın, sert tepkiler yerine “ben dilini” kullanın.
  • Çocuğunuzla mümkün olduğunca daha çok ve kaliteli zaman geçirin.
  • ÇALMA

    Çalma, çocuğun kendisine ait olmayan bir eşyayı, bir nesneyi izinsiz olarak alıp ona sahip olmasıdır. Çalma davranışı okul çağlarında çok görülür, önemle üzerinde durulması gereken bir konudur. Çocuklarda 3-5 yaşına kadar sahiplik kavramı henüz oluşmamıştır ve bu yaşlardaki çocuklar ilgilerini çeken bir şeyi almakta sakınca görmezler. Son derece doğal olan bu davranış çalma değil, izinsiz almadır. Ancak 10 yaşından sonra da çalma görülürse mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

    Nedenleri

  • Otoriter, aşırı koruyucu ya da ilgisiz ana baba tutumları,
  • Çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanmaması,
  • Çocuğun anne babandan yeterli ilgi ve sevgi görmemesi, ilgilerini çekmek istemesi,
  • Çocuğa istediği her şeyin alınması ve hiç sınır çekilmemesi,
  • Çocukta sahip olma düşüncesinin, gelişmiş olmaması,
  • Anne- babanın çocuğun sahip olduğu eşyaları izinsiz alarak çocukta mülkiyet fikrinin gelişmesine engel olması,
  • Çocuğun başkasına duyduğu kızgınlığı ifade etmek ve intikam almak istemesi,
  • Anne-babanın çalma davranışına tepkisiz kalması veya bu durumdan zevk alması,
  • Çocuğun çevresinde model aldığı kişilerden birinin de, bu davranışı göstermesi,
  • Kardeş kıskançlığı ve öfke,
  • Özellikle pasif ve başarısız bir çocuğun kendini akran grubuna kabul ettirmek istemesi,
  • Farklı sosyo-ekonomik gruplardan gelen çocukların bir arada bulundukları, ortamlarda, birbirlerinin eşyalarına hayranlık duymalarıdır.
  • Aileye öneriler

  • Anne-baba olarak çocuğunuza iyi örnek olun, ana başkalarının eşyalarına önem vermeyi, dürüstlüğü öğretin ve bunu yaşantınızda uygulayın.
  • Çocuğunuzun temel ihtiyaçlarını karşılayın, yaşına ve ihtiyaçlarına uygun harçlık verin.
  • İlginizi ve sevginizi esirgemeyin.
  • Çocuğunuzla iletişiminizi güçlendirin.
  • Çocuğun kendisine ait bir alanın ve eşyalarının olmasını sağlayın, bu onun mülkiyet bilincini geliştirir.
  • Çocuğa iyi örnek olmak için onun eşyalarını kullanmak için mutlaka ondan izin alın.
  • Çalma karşısında aşırı tepki vermeyin ve şiddet uygulamayın, fiziksel caza vermeyin.
  • Çocuğa kötü çocuk damgasını vurmayın, çalmış olabilir ama bu onun tamamıyla kötü olduğunu göstermez.
  • Çocuğa davranışının nedenini sorun ve ihtiyacı olduğunda ödünç almanın yollarını, ödünç alma ile izinsiz alma arasındaki farkı öğretin.
  • Çocuğun almış olduğu eşyayı sahibine özür dileyerek vermesini sağlayın. Aldığı eşya zarar görmüşse yenisini alın ve parasını da çocuğun harçlıklarından ödetin; yalnız çocuğun harçlığını tamamen kesmeyin.
  • İzin istemeden başkalarının eşyalarını alamayacağını öğretmek için, bir şey istediğinde önce izin alması gerektiğini anlatın.
  • Çocuğunuza çalma davranışının bir kişilik özelliği olmadığını, hatalı bir davranış olduğunu ve değiştirilebileceğini anlatın.
  • YALAN

    Yaşantımızda yalanı hiç sevmediğimizden ve yalanın ne kadar kötü olduğundan bahsederiz. Ancak bazen karşımızdaki insanları kırmamak, bazen başkalarının hayranlığını kazanmak bazen de kendimizi savunmak için bir şekilde yalan söyleriz.

    Genel olarak yalan, başkalarını kandırmak ya da yanıltmak amacıyla söylenen sözlerdir. Çocuklarda 7 yaşından önce söylenenler yalan sayılmaz, çünkü çocuklar zengin hayal güçleri ve yaratıcılıkları ile bazen gerçek dışı şeyler anlatabilirler. 6-7 yaş dönemine kadar hayali arkadaşlarıyla aralarında geçen diyaloglardan söz edebilir veya izledikleri bir olayı kendi algıladıkları biçimde abartarak anlatabilirler.

    Çocuk ancak 10 yaş civarında yalanı ve etkilerini ciddi olarak algılayabilir ve değerlendirebilir. Ergenlik döneminin sonuna doğru ergenler özerk bir birey olma çabası ile yalana başvurabilirler. Bu konuda dikkat edilmesi gereken, çocuğun yalana başvurma sıklığıdır.

    Nedenleri

  • Baskıcı ve otoriter ana baba tutumları, kuralların katı olması,
  • Ailede sevgi ve ilgi eksikliği,
  • Aile içinde veya çevrede çok sık yalan söyleniyor olması,
  • Çocuğa üstesinden gelemeyeceği sorumluluklar verilmesi,
  • Çocuğa şiddet uygulanması ve çocukla iletişimin bozuk olması,
  • Çocuğun cezadan ve sorumluluktan kaçma isteği,
  • Çocuğun sık sık eleştirilmesi, başkalarıyla kıyaslanması ve mükemmelliğe zorlanması,
  • Çocuğun, söylediği yalanla özlemlerini dile getirmesi,
  • Çocuğun, başkalarının hayranlığını kazanmak istemesi,
  • Çocuğa aşırı karışma ve baskıdır.
  • Aileye öneriler

  • Çocuğunuza kötü model olmayın, olunmasına engel olun.
  • Çocuğa aşırı tepki ve ağır cezalar vermeyin; aksi takdirde çocuğunuz cezadan kurtulmak için yalana devam edebilir.
  • Çocuğunuz yalan söylediğinde hemen cezalandırmak yerine, onunla yaptığı bu davranış hakkında konuşun.
  • Çocuğunuzun istek, ihtiyaç, beklenti ve sıkıntılarını size anlatabileceği ortam sunun; anlayışlı ve hoşgörülü olun.
  • Çocuğunuza her durumda onu sevdiğinizi hissettirin. Böylece çocuğunuz yalana başvurmak zorunda kalmaz. İsteklerini, beklentilerini, sıkıntı ve kaygılarını sizinle rahatça paylaşabilir.
  • Çocuğunuzun yalan söylemesine neden olan faktörleri belirleyip, bu sebepleri ortadan kaldırmaya çalışın.
  • Üstesinden gelemeyeceği, başaramayacağı sorumluluklar vermeyin.
  • Çocuğu fazla sınırlayan ve baskı altına alan kurallar kullanmayın.
  • Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın, onunla güzel bir iletişim kurmaya çalışın.
  • Çocuğunuza yalancı etiketini yapıştırmayın.
  • Çocuğa doğru söylediğinde ceza vermeyeceğim dedikten sonra çocuk doğruyu söyledikten sonra ceza vermek ya da aşırı bir tepki vermekten kaçının, verdiğiniz sözleri tutun yoksa çocuğunuz yalana devam edecektir.
  • KÜFÜR

    İnsanların genellikle kızgınlık, öfke veya engellemelerle karşılaştıklarında kullandıkları kötü kelimelere denir. Çocuk evde kötü sözler duymuyorsa bile çevresinden bu tür sözler duyup öğrenebilir ve bunu anlamını bilmeden kullanabilir. Bu sözler öfke anında vurgulu kullanıldığı için çocuk bunun kişiyi kızdıracak bir şey olduğunu bilir, bu yüzden kullanır ama gerçek anlamını tam olarak kavramaz. Tabi daha büyük yaşlarda ergenlikte bilinçli küfürlerde söyleyebilir. Yani çocuk her yaşta kötü sözler öğrenir ve kullanır.

    Nedenleri

  • Anne babanın veya çevredeki yetişkinlerin de küfür etmesi,
  • Yetişkinlerin ilgisini çekmek istemesi,
  • Çocuğun büyüdüğünü ispat etme çabası,
  • Kızgınlık ve öfke duygularını ifade etmek için söylemesi,
  • Küfür eden akranları arasında kabul görme isteğidir.
  • Aileye öneriler

  • Çocuğunuza iyi model olun eğer siz küfür ederseniz o da eder.
  • Çocuğunuz küfür ettiğinde kesinlikle şiddet ve tehdit kullanmayın, sinirlendiğinizi hissettirmeyin.
  • Çocuğun yanlış davranışında, gülme ve ya aşırı öfkelenme gibi çocuğunuzun davranışı pekiştirecek, aşırı tepkilerden uzak durulmalıdır.
  • Küfür etmesi durumu, bir süre görmezden gelinerek geçiştirmeye çalışın ve konuyu değiştirin.
  • Çocuğun öfkesi geçtikten sonra davranış hakkında konuşun; olumsuz davranış olduğu yapmaması gerektiğini sakin bir dille çocuğa anlatın.
  • Çocuğunuza kızgınlığını, olumlu nasıl ifade edilebileceğini öğretin ve bunu yaptığında onu ödüllendirin.
  • Çocuğunuzun size kızdığında, kızgınlığını ifade etmesine izin verin ki bunlar birikip öfke patlamaları olmasın ve küfür etme ihtimali azalsın.
  • Küfür içeren televizyon programlarından, online bilgisayar oyunlarından uzak tutun ve onu resim, müzik, spor gibi uğraşlara yönlendirin.
  • ÇOCUKTA TİKLER

    Tikler vücuttaki herhangi bir kas grubunda yinelenen, istem dışı yapılan hareket veya ses çıkarma şeklinde görülür. Genellikle iç gerginliğin dışa vurumu olarak tanımlayabiliriz.

    Göz kırpmak, kaş oynatmak, tuhaf sesler çıkarmak, geniz ve gırtlak temizleme hareketleri, ağız ve dudak hareketleri, boyun ve omuz hareketleri, burun çekmek ve burun kanatlarını oynatmak, hızlı hızlı nefes almak veya nefes tutmak, parmak çıtlatmak, baş oynatmak, baş sallamak gibi önceden düşünmeden, takıntılı şekilde yapılan daha birçok tik vardır.

    Nedenleri

  • Aile veya çevre içinde stres yaratan çeşitli durumların olması,
  • Çocuğun küçük yaşlardan itibaren yoğun korku, kaygı, tedirginlik yaşaması,
  • Aile içi iletişimin bozuk olması ve anne baba arasındaki geçimsizlik,
  • Çocuğun yeterli ilgi ve sevgi görmemesi,
  • Çocuğun başkalarıyla kıyaslanması,
  • Kardeş kıskançlığı,
  • Aile tarafından sürekli eleştirilmesi, aşağılanması, hor görülmesi,
  • Yapabileceğinden fazla şeyler beklenmesi,
  • Çocuğun başkalarını taklit etmesi,
  • Çocuğun tikiyle ilgili uyarılmasıdır.
  • Ailelere öneriler

  • Çocuğunuzla aranızdaki iletişimi güçlendirin ve ona yeterli ilgi ve sevgiyi gösterin.
  • Tikler korku ve gerginlik karşısında artar. Bu nedenle çocuğunuza karşı kesinlikle olumsuz ve sert tepkide bulunmayın.
  • Çocukta tik görüldüğünde sürekli ikaz etmeyin, aksi takdirde çocukta gerginlik artar ve tiklerin sıklığı artabilir veya yeni tikler ortaya çıkabilir.
  • Çocuğunuzun tiki ile alay etmeyin onu eleştirmeyin.
  • Tikten şüphe ettiğinizde mutlaka bir uzmana götürün.
  • TIRNAK YEME

    Tırnağı dişlerle koparma, bazen koparılan parçayı yutma, tırnak kenarındaki etleri koparma gibi çeşitli biçimlerde görülebilir. Tırnak yeme alışkanlığı psikolojik kökenlidir. Bir güvensizlik belirtisi olarak görülebilir. Kendini gergin, sıkıntılı ve öfkeli hisseden çocuğun bunları dışa vurumu olarak kabul edilir. Kişilik olarak hassas ve sinirli çocuklarda daha sık görülür.

    Çocuk tırnak yeme alışkanlığına genellikle 3-4 yaşlarından sonra başlar. Çocukların %33’ünde tırnak yeme davranışı görülür. Bu oran ergenlik çağındaki çocuklarda %40-45’e yükselir. Bunun nedeni ergenlik döneminden kaynaklanan gerginlik ve bu dönemde ergen için önemli olan çevre tarafından kabul ve onay görme çabasıdır. Ergenlik çağında sosyal onay görenlerin çoğu bu alışkanlığı terk etmektedir.

    Nedenleri

  • Çocuğun kendisini güvende hissetmemesi, kendine güvenmemesi,
  • Anne babanın aşırı kaygılı ve kollayıcı olması,
  • Baskıcı, cezalandırıcı, otoriter anne baba tutumları,
  • Anne babanın eleştiren, sürekli azarlayan tutumu,
  • Ev veya okul ortamındaki gerilim,
  • Çocuğun ihtiyacı olan güven ve sevgiyi alamaması,
  • Çocuğun korku, stres, öfke ve heyecan durumlarına maruz kalması,
  • Kardeş kıskançlığı, sevilen birinin kaybı,
  • Aile içinde tırnak yiyen bir modelin olması,
  • Saldırganlık dürtülerinin bu şekilde dışarı vurulması,
  • Güvensizlik duygusunun bir yansıması olarak düşünülmelidir.
  • Aileye Öneriler

  • Çocuğunuza karşı baskıcı ve eleştirel yaklaşmayın.
  • Çocuğunuzun dört yaşına kadar davranışını görmezlikten gelin, kendiliğinden düzelebilir.
  • Çocuğunuza tırnak yediği için şiddet uygulamayın.
  • Acı biber sürme, eldiven takma gibi yöntemler kullanmayın.
  • Çocuğunuz, bu davranışı daha fazla yaptığı durumlarda ellerini ve/veya ağzını meşgul edecek uğraşlar verin.
  • Çocuğunuzu, bu alışkanlığın üstesinden gelebileceğine inandırın.
  • Çocuğunuz gergin olduğunda veya korktuğunda tırnaklarını yiyorsa sakinleştirme yoluna giderek, tırnak yemesini engelleyebilirsiniz.
  • Çocuğunuzun kendisine olan güveni için başarılı olduğu alanlara dikkatini çekin.
  • Çocuğunuzun tırnaklarını derin kesin.
  • Çocuğunuzu korku, kaygı yaratacak durumlardan uzak tutun.
  • Çocuğunuza azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi yöntemler uygulamayın.
  • Kız çocuğuna, oje ve manikür eşyaları alın.
  • PARMAK EMME

    Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir patolojik etken olmaksızın 18.ay dolaylarında sıklıkla görülen bir davranış olup, 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Bebeklerin çoğu parmaklarını ve özellikle başparmaklarını emmektedirler. Parmak emmeye bebeklerin çoğunda rastlamamızın sebebi, bebeklerin bu davranışı anne karnında öğrenmiş olması ve doğduklarında sahip oldukları reflekslerden biri olduğudur.

    Nedenleri

  • Yeni doğan bebekler yaşamlarını sürdürmesi amacıyla,
  • Bebeklikte kendini ve çevresini tanıma ihtiyacından dolayı,
  • Çocuklar diş çıkarma döneminde, bazı çocuklar ise uykuya dalarken,
  • Sıkılgan ve utangaç çocuklar zor durumlarla karşılaştıklarında,
  • Yeterli ilgi ve sevgi görmediğinde,
  • Kardeşin üzerindeki ilgiyi kendi üzerine çekmek isteği,
  • Sürekli parmak emme alışkanlığı psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak da gelişebilir(anne-baba ayrılığı, aile içi şiddet vb.).
  • Ailelere Öneriler

  • Çocuğunuza karşı sakin, sabırlı ve anlayışlı yaklaşın. Asla şiddet uygulamayın.
  • Çocuğunuza azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemler uygulamayın.
  • Çocuğunuzu korku, kaygı yaratacak durumlardan uzak tutun.
  • Çocuğunuzun kendisine olan güvenini pekiştirin. Başarılı olduğu alanlara dikkatini çekin.
  • Çocuğunuzun bu davranışı üzerinde durup, sık sık çocuğunuzu uyarmayın. Aksi takdirde çocuğunuzun gerginlik yaşamasına neden olur ve davranışını pekiştirirsiniz.
  • Bu alışkanlık çocuğa rahatlık ve güven sağladığı için başlangıçta görmezden gelin ve kendiliğinden bırakmasını bekleyin.
  • Ellerini bağlama ve acı sürme gibi yöntemlerden kesinlikle kaçının.
  • Bu konuda onu eleştirip, utandırmayın.
  • Küçük yaşlardaki çocuklar için zararsız bir faaliyet olduğunu unutmayın.
  • Çocuğunuza, ellerini meşgul edecek uğraşlar verin.
  • Çocuğunuzun hangi durumlarda bu davranışı gösterdiğini belirlemeye çalışın; davranışa yol açan nedenleri saptayarak, buna uygun çözüm oluşturun.
  • ALTINI ISLATMA (ENÜREZİS)

    Genellikle çocuklar, mesane kontrolü gerçekleşinceye kadar yani ortalama olarak 2-3 yaşlarına kadar geceleri altlarını ıslatırlar. Gündüz kontrol iki yaş dolaylarında, gece kontrol ise 3,5-4,5 yaşları arasında kazanılır. Çocukların hemen hepsinin idrar ve dışkı kontrolünü kazandıkları 5 yaşından sonra alt ıslatmanın hala devam etmesi “enürezis” adını alır.

    Birincil ve ikincil enürezis olarak ikiye ayrılır: Birincil enürezisde çocuk doğduğu andan itibaren hiç kuru kalmamıştır. İkincil enürezisde ise çocuk en az bir yıl kuru kaldıktan sonra tekrar yapmaya başlamıştır. Enürezis; yalnız gece altını ıslatanlar, yalnız gündüz altını ıslatanlar, hem gece hem gündüz altını ıslatanlar, ara sıra altını ıslatanlar olmak üzere dört şekilde görülebilir.

    Erkeklerde kızlara oranla 2 kat daha fazla görülmektedir. Tuvalet eğitiminde ailenin aşırı gevşek tutumu buna sebep olabilecekken tam tersi baskıcı bir tutumda çocuğa stres yaptırarak daha ileri boyutlara taşıyacaktır.

    Nedenleri

  • Kalıtımsal olması,
  • Çocuğun sık sık üşütmesi,
  • Mesane kapasitesinin yetersizliği, ağır uyku, böbrek, bağırsak bozukluğu vb. organik bozukluklar,
  • Yanlış ve baskılı tuvalet eğitimi verilmesi,
  • Ailenin aşırı gevşek veya baskıcı tutum içinde olması,
  • İlgi ve sevgi ihtiyacı,
  • Kardeş kıskançlığı,
  • Yoksul yaşantının getirdiği stres,
  • Travmatik yaşantılardır (Deprem, boşanma, ölüm, kaza, şiddet, taciz vb.).
  • Aileye Öneriler

  • Öncelikle çocuğunuzu mutlaka bu konuda uzman bir doktora götürün.
  • Çocuğunuzun tıbbı tahlillerini mutlaka yaptırın ki sorunun biyolojik mi psikolojik mi olduğu anlaşılsın.
  • Çocuğunuza yeterli ilgi ve sevgi gösterin.
  • İletişiminizi güçlendirerek yaşadığı duyguları sizinle paylaşmasını sağlayın.
  • Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın.
  • Çocuğunuza karşı kesinlikle baskıcı ve cezalandırıcı yaklaşmayın (çocuk altına yaptığında dövmek, korkutmak vb).
  • Onunla alay edip başkalarına söylemekle tehdit etmeyin, başkalarına konuyu açmayın.
  • Çocuğunuza bunun bir sorun olduğunu ama üstesinden gelinebilecek bir sorun olduğunu anlatın. Onu cesaretlendirin, sabırlı olun.
  • Akşam yemeklerinde ve gece yatmadan önce çocuğunuza fazla sıvı gıdalar vermeyin. Her gece yatmadan önce tuvalete gitmesini sağlayın.
  • Önlem amacıyla da olsa kesinlikle bez bağlamayın.
  • Çocuğun tuvaleti geldiğinde zamanında tuvalete götürün, tuvalet ihtiyacı duyduğu zamanları tespit edin.
  • Çocuğun gündüz ve gece belirli aralıklarla, tuvalete gitmesini sağlayın.
  • Çocuğa kaslarını güçlendirmesi için idrarını tutup bırakarak (en az 5-7 kez) yapmasını isteyin.
  • Altını ıslatmadığı günleri sayarak ve ödüllendirerek takvim tutma yöntemi ile kuru kalmaya özendirin.
  • DIŞKI KAÇIRMA (ENKOPREZİS)

    Bu probleminde ortalama 3-4 yaşlarına çözülmüş olması gerekmektedir. Yoksa sapan bir davranış kabul edebiliriz. Alt ıslatmaya göre daha az rastlanmakla birlikte ciddi bir davranış bozukluğudur.

    Nedenleri

  • Bağırsak bozukluğu veya müzmin kabızlığın olması,
  • Yanlış tuvalet eğitimi,
  • Çocuğun içsel çatışmalar yaşaması,
  • Annenin aşırı baskısı ve titizliği,
  • Ailenin, çocuğa bebek muamelesi yapması,
  • Dengesiz ve tutarsız anne-baba tutumu,
  • Ebeveyn tarafından ihmal edilme, ilgi ve sevgi eksikliği,
  • Çatışmalı bir çevre, aile ortamı bozukluğu ve gerginlikler,
  • Anneden sürekli veya süresiz ayrılık,
  • Anaokuluna gidiş gibi tedirginlik yaratan durumlar,
  • Yeni bir kardeşin doğumu,
  • Travmatik yaşantılardır (Deprem, boşanma, ölüm, kaza, şiddet, taciz vb.).
  • Aileye Öneriler

  • Çocukla olumlu ve sağlıklı bir ilişki kurmalıdırlar.
  • Çocuk üzerinde aşırı titizlik baskısı kaldırılmalıdır.
  • Çocukla olumlu işbirliğine gidilerek, ceza ve dayaktan kaçınılmalıdır.
  • Çocukta stres yaratan nedenler bulunmalı ve çözülmelidir.
  • Her gün belirli aralıklarla düzenli olarak, ebeveyn soğukkanlı ve kararlı davranarak çocuğun tuvaleti gelmese de, tuvalete gitmesini sağlanmalıdır.
  • Çocuğun tuvalete gitmede direnmesi durumunda sevdiği şeylerden mahrum bırakılacağı söylenmelidir. Çocuğun tuvalet eğitiminde ebeveyne yardımcı olucu davranışları övülmeli, dışkısını tutabildiği günlerde ödüllendirilmelidir.
  • İNATÇILIK

    İnatçılık, anne babaların en çok dile getirdikleri problemlerden biridir. Çünkü her yaş döneminde görülür. 2-3 yaşları ilk görülmeye başlandığı dönemdir. Çünkü bu yaşta çocuk, kendini anneden bağımsız bir varlık olarak görmeye başlar ve çevresinin isteklerine yerli, yersiz direnir. Kendisinin yaptığı şeyler, hoşuna gider ve ona güven verir. İstediği gibi davranmasına engel olunması durumunda inatçılık oluşur. Bu devrede çocuğun emir ve yasaklarla hareket serbestliğini engellemek, bağımsızlık ve benlik duygusunu zedeleyeceğinden doğru olmaz.

    Bu davranış, ergenlikte de ortaya çıkar. Kendilerini tanımaya ve kabul ettirmeye başlamaları ve bunun yanı sıra keşfetme merakları bu davranışlarını tetikler. Çocuklar sadece anne babalarıyla değil, çevresindeki diğer insanlarla da inatlaşmaya girebilir.

    Nedenleri

  • Anne ve babanın, çocuğun davranışlarıyla ilgili farklı davranması, ortak tutum göstermemeleri,
  • Çocuğun ilgi ve ihtiyaçlarının zamanında karşılanmaması, çocuğu ihmal edici tutum,
  • Çocuğu ilgilendiren konularda görüşünü alma ve isteklerini, ihtiyaçlarını dikkate alma vb. çocuğa yeterli özerklik vermemesi,
  • Çocuğa karşı baskıcı, otoriter davranılması,
  • Şiddet ve aşırı ceza uygulanması,
  • Çocuğun istekleriyle anne babanın isteklerinin çelişmesi durumunda uzlaşıcı, ikna edici bir tutum gösterilmemesidir.
  • Ailelere Öneriler

    • Anne baba olarak ortak tutumlar geliştirin; çocuğunuza olumlu örnek olun.
    • Çocuğunuza karşı öfkeli ve tepkili yaklaşmayın, çocuğunuz öfkeliyken konuşmayın, sakinleşmesini sağlayın.
    • Çocuğunuzun istediklerini inatlaşmadığı zamanlarda yerine getirin.
    • Çocuğunuza istediği şeyi neden yapamayacağınızı açık ve anlaşılır bir dille anlatın.
    • Kurallarınızı uygularken tutarlı ve kararlı olun.
    • Çocuğunuzun inadı devam ettiği durumlarda dikkatini başka yöne çekmeye çalışın.
    • Asla çocuğunuzla bir güç ve inat savaşına girmeyin. Amacınız sadece ona her şeyin yeri ve zamanı olduğunu anlatmak ve yersiz isteklerinden vazgeçirmek olsun.
    • Çocuğunuza seçenekler sunarak seçme şansı verin. Böylece, ona değer verdiğinizi ve saygı duyduğunuzu düşünerek inatlaşmadan vazgeçecektir.
    • Çocuğunuzun ilgi ve ihtiyaçlarını zamanında karşılayın.
    • Çocuğunuzun uyku, yemek gibi yaşamsal düzeni için önemli kurallara uyması konusunda kararlı olun.
    • Kurallara uymadığında ceza verici olmayın; yaptırım uygulayın(yemek yemeyen çocuğun, aç kalmasını sağlamak gibi).
    • KEKEMELİK

      Ses, hece ve kelimelerin tekrarı, uzatılması veya konuşmanın akışını kesen duraklamalar şeklinde kendini gösteren bir konuşma bozukluğudur. Bozukluğun şiddeti kişinin içinde bulunduğu duruma göre değişir. Psikolojik stresin yoğun olduğu hallerde artar (sınav, çekinilen ortam veya kişilerle konuşma vb. korku ve kaygı yaratan durumlar). Genellikle şiir okurken veya şarkı söylerken kekeleme olmaz. Yapılan araştırmalar, kekelemeye başlayan çocukların korkak yapıları olduğu ve genellikle belirgin bir korkutucu olayı izlediği görülmektedir.

      Nedenleri

    • Ailede kekemeliğin genetik olarak var olması,
    • Aile içi ilişkilere bağlı olarak çocuğun sıkıntı duyması, güvensiz olması,
    • Gelişim dönemi üzerinde sorumluluk ve olgunluk beklendiğinde,
    • Aşırı baskı ve eleştirilme, aşağılanma,
    • Kaygı, korku ve stres yaratan durumlar,
    • Travmatik yaşantı sonrası (deprem, boşanma, ölüm, kaza, şiddet vb.),
    • Düzgün konuşması konusunda baskı yapılması,
    • Yetersiz kelime dağarcığı yüzünden düşünce ifadesinde güçlük yaşanmasıdır.
    • Ailelere Öneriler

    • Kekemelik konusunda yaşadığınız gerginliği ve endişeyi bir kenara iterek çocuğunuza nasıl yardım edebileceğinizi düşünün.
    • Aile içi sorun ve çatışmaları, çocuğa yansıtmamaya gayret gösterin.
    • Çocuğun kendine olan güvenini pekiştirmek için küçük sorumluluklar verin ve başarılı olduğu alanlara yönlendirin.
    • Çocuğunuza sizin için ne kadar değerli olduğunu hissettirin.
    • Çocuğunuzla mümkün olduğu kadar çok vakit geçirin.
    • İletişiminizi güçlü kılarak hissettiklerini sizinle paylaşmasını sağlayın.
    • Uzman ve okulla işbirliği içinde olun ve ortak hareket edin.
    • Başkalarıyla kıyaslamayın.
    • Çocuğunuzun kekemeliği ile alay ve taklit etmeyin.
    • Çocuğun seviyesine uygun dil kullanın.
    • Konuşmanızla ve okumanızla çocuğunuza iyi bir model olun.
    • Çocuğunuza kısa cevaplı sorular sorarak konuşmaya teşvik edin.
    • Çocuğunuzun konuşmalarını düzeltmesi konusunda baskıcı olmayın.
    • Hatırlamadığı kelime hatırlatılabilir fakat kekelediği cümleyi onun yerine tamamlamayın.
    • Telaffuz edemediği kelimeleri, tekrarlaması için zorlayıcı olmayın.
    • Çocuğun düşünme ve kafasındaki kelimeleri toparlama süresine saygılı olmalı, onunla yavaş, anlaşılır ve yumuşak bir tonda okuyup konuşulmalıdır.
    • Çocuğunuz konuşurken sabırla cümlesinin bitmesini bekleyin. Siz ne anlatmak istediğini onun yerine söylemeyin.
    • Konuşurken, onu sakinleştirmeli, güven telkin edilmelidir. Yorgun ve heyecanlı olduğunda, konuşmaya zorlanılmamalıdır.
    • MASTÜRBASYON

      Çocukluk mastürbasyonu, ergenlik öncesi dönemdeki çocukların genital bölgelerini uyarmaları ve bu davranıştan haz aldıklarını belli etmeleridir. Çocuklar bu davranışlarında, 12 yaşına kadar cinsel birleşmeyi düşünmezler. Onlar açısından bu davranışın toplumsal kurallar çerçevesinde anlaşılabilmesi ise 6 yaşından sonra olmaktadır.

      Sıklıkla oyun esnasında, kendi vücutlarını merak etmeleri, bazen de genital bölgelerini keşfetmelerini sağlayacak çevresel bir uyaran sonrasında (sıkı bezleme, dar giysi giydirme, idrar yolu enfeksiyonu, mantar enfeksiyonu gibi) başlangıç gösterir. Genellikle 18 aylar civarında başlayarak, 4 yaşında en sık görüldüğü döneme ulaşır. 6 yaşından sonrada ise ergenlik dönemine kadar azalma eğilimi gösterir. Bir çocuğun cinsellik kavramını ancak kendi gelişim çizgisi içerisinde anlamlandırabileceğini unutmayınız.

      Nedenleri

    • Anne –Babanın çocukluğunda benzer durumun görülmesi,
    • Çevrede arkadaş azlığı, kardeş olmaması vb. çocuğun kendini yalnız hissetmesi,
    • Ailenin çocukla yeterince ilgilenmemesi ya da çocuğa kötü davranılması,
    • Can sıkıntısı, evde yeterli uğraş alanının olmaması, sevgi ve ilgi eksikliği,
    • Anne-Baba ayrılığı veya çatışmalı ortam,
    • Çocuğun bakıcı, anneanne ya da babaanne yanında olması,
    • Çocuğun kaygı durumu ile baş etmek için bu davranışa yönelmesidir.
    • Ailelere Öneriler

    • İdrar Yolu Enfeksiyonu, parazit enfeksiyonları, mantar, pişik vb. hastalıklar araştırılmalı.
    • Çocuğunuzla daha çok ilgilenmelisiniz, sevgi ve güven içerisinde olduğu ona hissettirmelisiniz.
    • Çocuğun duygusal ve temas ihtiyacının karşılanmasını göz ardı etmemelisiniz.
    • Bu durumu gördüğünüzde şaşırmış görünmeyin. Korkutup yıldırmayın, onu asla ayıplamayın.
    • Çocuğunuzu bu davranışından dolayı cezalandırmak, çocuğunuzun yetişkin yaşamında farklı sorunlarla karşılaşmasına neden olabilir.
    • Çocuğunuzu mastürbasyon yapabileceği ortamlardan uzaklaştırmalısınız.
    • Çocuğunuz mastürbasyon yaptığında davranışına müdahale etmek yerine dikkatini başka bir yöne çekip, davranışına son vermesini sağlayabilirsiniz.
    • İlgisini başka alanlara yönlendirmelisiniz. Yeni bir oyun teklif edebilirsiniz ya da birlikte sokağa çıkmayı önerebilirsiniz.
    • Bu davranışının, hoş bir görüntü oluşturmadığını söyleyebilirsiniz.
    • KORKU

      Çocuklar 3-4 yaşına kadar yüksek ses, hızlı hareketler, yabancılar ve özellikle anne-babadan ayrılmaya dair korkular yaşarken; 4-6 yaş arası, daha çok karanlık, canavarlar, gece duydukları garip sesler ve köpek gibi hayvanlara dair korkular geliştiriyorlar.

      Nedenleri

    • Bedensel bozukluklar, kaza, bazı hastalıklar ve tedavi yöntemleri,
    • Çocuğa hayvanlar, eşyalar ve durumlar hakkında korkutucu şekilde bilgi verilmesi,
    • Çocukların yükseklik, ateş, deniz, hırsız vb. durumlarla ilgili korku verici yaşantılara maruz kalması veya çocuğa anlatılması,
    • Çocukların, çevrelerinde kötü örnek görmeleri ve taklit etmeleri,
    • Çocuğun korkutularak, istenilen şekilde davranmaya zorlaması,
    • Çocuğun anne ve babayı etkileme ve kontrol etme isteği (Okul fobisi gibi),
    • Mükemmeliyetçi yaklaşım, aşırı eleştiri, titizlik çocukta tedirginlik ve korku oluşumuna neden olur.
    • Ailelere Öneriler

    • Çocuğunuzun korktuğu şeyleri bulmaya çalışınız. Korkusuna saygı gösterin, onu dinleyin.
    • Tekrar ona yardımcı olmaya çalışmadan önce korktuğu durumdan uygun bir süre geri çekilmesine fırsat verin.
    • Korkularından başkalarının yanında söz edip onu küçük düşürmeyin ve utandırmayın.
    • Korkuları karşısında sabırsızlanıp ona bebekmiş gibi davranmayın.
    • Çocuğunuzun hazır olduğunu hissetmiyorsanız korktuğu nesne veya durumla yüzleştirmek için asla acele etmeyin.
    • Korktuğu duruma tekrar alışabilmesi için ufak adımlarla yaklaşmasını sağlayın. (yüksekten korkuyorsa, yanında güvendiği biri ile iken az yüksek yerlere çıkarmakla başlanabilir).
    • Bazen çocuklar daha önce korktukları şeylerin üzerine giderler. Bu durumda, sizin denetiminizde korktuğu şeyin üzerine gitmesine izin vererek, başlayabilirsiniz.
    • Çocuğunuz, yaşına uygun olmayan bir korku yaşıyor ve zamanla geçmiyorsa bir uzmanla görüşmenizde yarar vardır.

    İlişkiler

    Top
    Open chat
    Merhaba!
    Size nasıl yardımcı olabilirim?
    Powered by