Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu – Kaynak Psikoterapi

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); dikkatsizlik ve/veya hiperaktivite ve dürtüsellik belirtilerinin benzer yaş ve gelişimsel düzeydeki bireylere kıyasla daha ağır, süreğen, şiddetli ya da sık yaşanması durumu olarak tanımlanmaktadır. DEHB çocukluk dönemi psikiyatrik bozuklukları içinde en sık konulan tanılardan biridir. Bu bozukluk dünya genelinde çocukların %8-12’sini etkilemektedir. Türkiye’de çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniğine başvuran çocuk ve ergenlerin tanı dağılımının saptanması amacıyla yapılan çalışmada tüm yaş gruplarında en sık DEHB tanısının konduğu saptanmıştır. DEHB sıklığının Türkiye’de 6-15 yaş arasındaki çocuklarda %8.1 olduğunu bildirilmiştir. Araştırmalar ağırlıklı olarak DEHB' nin iki farklı türünün olduğundan söz eder. İlki dikkat eksikliğinin baskın olduğu türdür ve kişilerde okul performansında düşüklük, dikkat hataları, uzun süre aynı faaliyet üzerinde çalışamama, dış uyaranların etkisinde kalma görülmektedir. Kişi detaylara fazla önem vermez, konuşurken dinlemiyor gibi görünür, yönergeleri takip edemez, uzun süre zihinsel aktivite gerektiren işleri sevmez ya da kaçınır ve günlük işlerde unutkandır. İkincisi ise hiperaktif-dürtüselliğin baskın olduğu türdür; kişilerde sınırsız enerji ve belirli bir süre yerinde duramama baskındır. Hiperaktivitesi olan kişiler rahat oturamazlar, uygun olmayan yer ve zamanlarda sağa sola koştururlar, diğer bir deyişle sürekli hareket halindedirler. Dürtüsellikte ise soru bitmeden cevabını söyleme, kendi sırasını beklemem, başkalarının sözlerini bölme gibi davranışlar görülmektedir. Fakat daha sonraki araştırmalar bu iki türün birleşiminden oluşan üçüncü bir türün varlığını ortaya koymuşlardır. Karışık tip olarak adlandırılan bu DEHB, tanısı en hızlı artış gösteren ve en çok yaygınlaşan DEHB türüdür. Ayrıca DEHB'li çocuklarda akademik başarısızlık, sosyal beceri eksiklikleri, davranım bozuklukları, odaklanma eksikliği, kaza sonucu yaralanmalar sağlıklı akranlarına nazaran daha fazla görülmektedir.

DEHB'in doğrulanmış ya da tanımlanmış tek bir nedeni yoktur. İleri sürülen nedenleri arasında nörolojik bozukluk ya da genetik yatkınlık, hamilelik ve doğumda yaşanan zorluklar ve yetersiz beslenme vardır. Fakat psikososyal nedenlerin etkisi de oldukça fazladır. Ailevi huzursuzluklar, evlilik sorunları, ebeveyn ve çocuk arasındaki uyumsuzluklar, tutarsız ebeveyn tavırları da DEHB için öne sürülen nedenler arasındadır. Ayrıca aileler DEHB’nun tanımlanmasında, tanı konulmasında ve tedavi sürecinde önemli rol oynamaktadırlar. Erken tanının önemini vurgulayarak, tüm bu nedenlerin anlaşılabilmesi ve uygun tedavi yollarının belirlenebilmesi için çocukların detaylı bir psikolojik incelemeden geçmesi gerekmekte ve uygun psikoterapi stratejileri ile sağaltımları sağlanmalıdır.

Çocuklarda ve Ergenlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların eğitim süreci; tıbbi tedavi, psiko-sosyal destekler ve eğitsel düzenlemeleri içeren çok yönlü bir programı kapsar. Bu süreçte; okul, aile ve profesyonel destek sunucularının iş birliği içinde olması gerekir. Bu iş birliği çok yönlü bilgi alışverişine dayanır. Uygulanan tedavi davranış kontrolü, dikkat toplama ve dikkatin kalitesini arttırmak için davranışsal yaklaşımları içermelidir.

DEHB olan çocuklar okul ortamında, dikkatsizlik, aşırı hareketlilik özelliklerinden dolayı eğitimde hedef davranışları gerçekleştiremedikleri için sorun yaşamaktadırlar. Bu çocuklar bozukluğa bağlı sınıf içi problem davranışları ve performanslarına göre düşük akademik başarı göstermeleri nedeniyle öğretmenleri tarafından sık sık azarlanmakta ve bu da olumsuz benlik algısı gelişimine yol açmaktadır.

Bu sorunlar, çoğunlukla eğitimdeki hedef davranışların gerçekleşmesini engellemektedir. Bu nedenle bu çocukların okulda yaşadıkları akademik güçlükler ve sergiledikleri sorunlu davranışlar ile baş edebilmelerini kolaylaştırmak için bir uzmandan yardim alınması çok önemlidir.

Psiko-sosyal destek

Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite zorluğu yasayan çocuklar sosyal ve duygusal yaşam alanlarında birçok olumsuzluk yaşarlar. Bu çocuklar çevreleri tarafından sıklıkla olumsuz olarak değerlendirilebilir ve onlara farklı oldukları hissettirilebilir. Bu farklılığın üstesinden gelmeye çalışan DEHB’li çocuklar, duygusal sorunlar yaşamakta ve bununla baş etmede zorlanmaktadırlar. Bu çocuklar, istenmeyen davranışların ardından yaşadığı pişmanlıklar, arkadaşları tarafından dışlanmanın duygusal ağırlığı, başarısızlıklar, ailelerinin çabasına yardımcı olmak gibi birçok yükü omuzlarında taşımaktadırlar. Bu nedenle bu çocukların yaşam kalitesini arttırmak için sınıf içi ve sınıf dışı desteklerin olması gerekmektedir.

Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu olan çocukların eğitim ve tedavisinde, aile, öğretmen ve çocuk eğitimi etkin olarak kullanılan yöntemlerden biridir. Bu eğitim yolu ile ailelere ve öğretmenlere, DEHB’in genel özellikleri, davranış yönetimi, dikkat toplama eğitimi, sosyal beceri eğitimi hakkında bilgi ve beceri kazandırılmaktadır. Öğretmenin ve ailenin kazanmış olduğu bilgi ve beceriler; öğretmene, aileye ve çocuğa psiko-sosyal destek olarak yansımaktadır.

Eğitim sürecinde tam öğrenmenin gerçekleşmesini desteklemek için, belli yapı taşlarının oldukça sağlam olması gerekmektedir. Daha üst seviyede öğrenme stratejilerini desteklemek için çocuğun, temel yapı taşları olan dikkat/dürtü kontrolünü kazanmış olması, duygu ve davranışlarının uyumlu olması, kendine güvenini kazanmış olması ve öğrenme ortamının onun özelliklerine göre düzenlenmiş olması gerekmektedir. Tam öğrenme için özellikle dikkat toplama becerisinin kazanılmış olması gerekmektedir. Öğrencilerin, dikkat/dürtü kontrolünü kazanmaya dönük becerilere sahip olması öğrenmenin gerçekleşebilmesinde etkili olan stratejileri de kazanmalarına yol açmaktadır.

Duygular ve kendine güven çocuğun kendine ilişkin benlik algısı ve motivasyonuna olduğu kadar başarıyla sonuçlanana kadar bir işi sürdürme isteğine de etki etmektedir. Çevresel düzenlemeler ise çocuğa evde ve okulda; güvenli, destekleyici ve uygun öğrenme ortamının yaratılmasını sağlamaktadır. Tüm bu bilgiler doğrultusunda etkili dikkat ve dürtü kontrolünün kazanımı, sağlıklı duygulara sahip olma, kendine yönelik olumlu benlik algısı oluşturma ve içinde bulunulan çevrenin destekleyici, tutarlı ve sevgi dolu olması bir çocuğun öğrenmede başarıya ulaşılması için olmazsa olmaz önceliklerdir.Temel yapı taşı bölümünün güçlendirilmesi, çocuğun öğrenmeye ilişkin karşılaştığı güçlüklerle baş etmesine ve beceri eksikliğini yaşadığı durumları telafi etmeyi öğrenmesine yardımcı olmaktadır.

Merkezimizde DEHB’li çocuklarla yapılan çalışmalar:

Psikososyal Eğitim; DEHB tedavisinin ana parçalarından biridir. İlk görüşmede tanışma ile birlikte psikososyal girişimler de başlar. DEHB tanısının hem çocuk hem aile üzerinde etkileri vardır. Bunlar olumlu ve olumsuz etkiler olabilir. Olumlu etkiler zorlukları anlama ve bilgilenmenin verdiği rahatlama ile ilgilidir. Olumsuz etkiler ise çocuğun ‘farklı’ olduğunu anlamanın yarattığı duygulardır. Her aile durumla ilgili bilgilenme ihtiyacı duyar. Hastalığın doğası, tedavisi ve gidişi merak edilen konular arasındadır. Tedavi planının ana hatları aile ve çocuk ile birlikte çizilir. Tedavi devam ederken de aktif bilgilendirme sağlanır. Aile dinamikleri, sosyal beceriler, kişisel farklıklar, olguya uygun öğrenme yöntemleri gibi özellikler belirlenir, tedavi planlanırken her biri göz önünde bulundurulur. Yani her DEHB aynı şekilde tedavi edilmez. Tedavi planı her danisan için ihtiyaca göre değişebilir.

Aile Eğitimi ve Aile Terapisi; Tedavinin etkiliğini artıran önemli bir uygulamadır. DEHB’li çocuklar ile aileleri arasındaki ilişki olumsuz ve engelleyici olabilir. Bu çocuklar aileleri tarafından diğer çocuklara oranla daha sık uyarılırlar. DEHB’li çocukların ailelerinde depresyon, anksiyete gibi bozukluklar normalden daha sıktır. Anne ya da babadaki bir psikolojik sorun, bozuk olan ebeveyn-çocuk ilişkisini daha da bozar. Bu nedenle gerekirse ana-babalara da tedavi sağlanmalıdır. Ayrıca aile görüşmelerinde ilişkiler üzerinde durularak, uygun iletişim becerileri için çalışılır.

DEHB ve davranışlarla ilgili aile eğitimi bireysel olarak ya da aile fertlerinin bir araya geldiği seanslar seklinde uygulanabilir. Aile fertlerine DEHB, nedenlerinden tedavisine kadar pek çok yönüyle anlatılır, aileleri zorlayan durumlarla başa çıkmak için uygun yöntemler üzerinde çalışılır. Çocuğa zarar vermeden kural ve sınırları öğretmenin yolları üzerinde durulur.

Çocukla Bireysel Terapi; Dikkat üzerine etkisi yok ya da sinirli olsa da davranış sorunlarında fayda sağladığı görülmektedir. Çocukla bireysel çalışırken en sık kullanılan teknik bilişsel davranışçı terapidir. Öfke ve dışa vurum davranışları ve sosyal durumlarla ilgili problem çözme yöntemleri öğretilir. Bunlarla ilgili ödevler verilir ve alıştırmalar yapılır. Davranışçı tedavide, olumlu davranışı artırmak ve istenmeyen davranışı azaltmak hedeflenir. Çocuk hareketlerini ve dürtülerini kontrol edebildiğinde ve dikkatini daha uzun süre sürdürdüğünde olumlu pekiştireçler verilir. Davranışçı tedavi tek başına ya da daha etkili olarak ilaç tedavisi ile birlikte kullanılabilir. Bireysel terapinin yanında aile de nasıl davranmaları gerektiği konusunda eğitilir ve davranışçı teknikler onlara da öğretilir. Diğer psikoterapi teknikleri DEHB’nin kendisinden çok eşlik eden depresyon gibi durumların varlığında etkilidir.

Top
Merhaba!
Size nasıl yardımcı olabilirim?
Powered by